
art

Ali Demirci
Ali Demirci, 1990 yılında İstanbul’da doğdu. 2018 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Öğretmenliği Programı’ndan mezun oldu. 2020 yılında aynı üniversitenin Resim Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladı ve “Modern Türk Resminde Yeni Figüratif Eğilimler ve Grotesk Anlatım” başlıklı tez çalışmasını sürdürdü.
Sanat pratiğinde figüratif anlatım, insan psikolojisi ve çağdaş yaşamın çok katmanlı yapıları üzerine yoğunlaşan Demirci, yurt içi ve yurt dışında birçok karma sergi ve sanat etkinliğinde yer aldı. Çalışmaları; Çanakkale, İstanbul, Eskişehir ve Barcelona gibi farklı şehirlerde izleyiciyle buluştu.
Sanatçı; Korfmann Kütüphanesi Sergileme Alanı, Çanakkale Yazar ve Sanatçı Evi, Nişart Sanat Galerisi, Han Pera, Frank Art Studio, Evin Sanat Galerisi, Skala Galeri, Gala Galeri ve Guga Contemporary gibi kurum ve galerilerde düzenlenen sergilere katıldı. 2019 yılında İspanya’da gerçekleştirilen Art in Barcelona sergisinde yer alarak uluslararası alanda da çalışmalarını sergiledi.
Demirci, ayrıca 2024 ve 2025 yıllarında Gala Galeri ile birlikte ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’na katılmış; 2024 yılında Art Contact İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda eserlerini sanatseverlerle buluşturmuştur. 2022 yılında Nuri İyem Resim Ödülü Sergisi’nde yer alan sanatçı, üretimlerini İstanbul’da sürdürmektedir.
Manifesto
İnsan ve hayvan imgelerinin iç içe geçtiği bu çalışmalar, iktidar ilişkileri, inanç sistemleri, ahlaki kabuller ve toplumsal yozlaşma gibi olguları grotesk bir görsel dil aracılığıyla yeniden yorumlamaktadır. İlk bakışta şenlikli, canlı ve davetkâr görünen sahneler, görünür olanın ardında saklanan çelişkileri, bastırılmış dürtüleri ve meşrulaştırılmış yozlaşma biçimlerini görünür kılmaktadır.
Çalışmaların kuramsal arka planı, Mihail Bahtin'in karnaval ve grotesk kavramlarına dayanmaktadır. Bahtin'in tanımladığı karnaval, toplumsal hiyerarşilerin askıya alındığı, rollerin ters yüz edildiği ve farklı toplumsal katmanların aynı düzlemde karşılaşabildiği geçici bir özgürleşme alanıdır. Bu bağlamda karnaval, yalnızca tarihsel bir şenlik biçimi değil, aynı zamanda günümüz toplumlarının iktidar mekanizmalarını, çelişkilerini ve görünmez baskı biçimlerini okumaya olanak sağlayan eleştirel bir model olarak değerlendirilmektedir.
Eserlerde yer alan melez figürler; insan ile hayvanı, trajik ile komiği, yaşam ile ölümü ve iktidar ile direnişi aynı bedende bir araya getirir. Grotesk, burada yalnızca biçimsel bir tercih değil; normallik, düzen ve otorite kavramlarını sorgulayan eleştirel bir araç olarak kullanılmaktadır.
Ortaya çıkan görsel dünya, dünyanın tek bir yüzü olmadığını; her düzenin kendi karşıtını, her hakikatin kendi parodisini ve her otoritenin kendi kırılganlığını içinde taşıdığını hatırlatmaktadır. Bu yönüyle çalışmalar, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olarak konumlandırmak yerine, karnavaleks bir karşılaşmanın parçası hâline getirerek mevcut gerçeklik algısını yeniden düşünmeye davet etmektedir.














