
art

Alper Yahya
Alper Yahya (d. 1978, Trabzon), çalışmalarını İstanbul'da sürdüren bir ressam ve illüstrasyon, resim, video ile kamusal yüzeyler arasında üretim yapan disiplinlerarası bir sanatçıdır. 2004 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü'nden mezun olduktan sonra yayıncılık, animasyon, eğitim, dijital medya ve reklamcılık alanlarında uzun yıllar illüstratör olarak çalışmış; bunun yanı sıra sanat yönetmeni, tasarımcı, fotoğrafçı ve eğitmen olarak da görev almıştır.
Profesyonel pratiğini sürdürürken, duvar resimleri, politik illüstrasyonlar, bağımsız film üretimi ve afiş tasarımı aracılığıyla paralel bir sanatsal dil geliştirmiştir. 2010'lu yıllardan itibaren bu çok katmanlı deneyim; toplumsal çelişkileri, kolektif belleği ve duvarlardan tuvallere, ekranlardan insan bedenine uzanan yüzeylerin anlatısal potansiyelini odağına alan disiplinlerarası bir üretim pratiğine dönüşmüştür. Sanatçı, üretimini "çizgi işçiliği" olarak tanımlayarak imge üretimindeki sürekliliği ve emeği vurgular.
Son yıllarda video, fotoğraf, dövme ve mekâna özgü müdahaleleri de pratiğine dâhil eden Yahya, hem kentsel mekâna hem de bedene sinmiş belleği araştırmaktadır. İstanbul Şehir Tiyatroları için tasarladığı afişler de farklı disiplinlerin kesişim noktalarına duyduğu ilgiyi yansıtmaktadır.
İlk kişisel sergisini 2025 yılında İstanbul'da açan sanatçı, tanıklık ve kolektif bellek kavramları etrafında şekillenen ikinci kişisel sergisini 2026 yılında gerçekleştirmiştir. Eserleri ayrıca Ankara'daki çağdaş sanat fuarlarında sergilenmiştir. 2026 yılında ArtAnkara Çağdaş Sanat Fuarı kapsamında düzenlenen "Çağdaş Sanatın Yükselen Eleştirisi" başlıklı panele konuşmacı olarak katılmıştır.
Sanatçı yaşamını ve çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir.
Manifesto
Alper Yahya’nın sanat pratiği, estetik kaygıların ötesinde bir duruş önerir. Figüratif, doğrudan ve politik bir görsel dil benimseyen sanatçı; anlatmaktan çok göstermeyi, sembolize etmekten çok işaret etmeyi tercih eder. Üretimin odağında soyut imgeler yaratmak değil, yaşanan gerçekliğe tanıklık etmek yer alır.
Çalışmalarında kullandığı çizgisel dil, mağara resimlerinden Antik Roma'nın kamusal duvarlarına uzanan kadim bir görsel hafızadan beslenir. Siyah ve beyazın güçlü karşıtlığı aracılığıyla bu tarihsel dili günümüz bağlamında yeniden yorumlar. Sade biçimsel yaklaşımı ve teknik tercihleri ise hâkim elit estetik anlayışının gösterişine karşı bilinçli bir mesafe oluşturur.













